İlamsız İcra Takibine (Ödeme Emrine) İtiraz Süresi ve Sonuçları
Herhangi bir mahkeme kararına, çeke, bonoya veya ipoteğe dayanmaksızın yalnızca bir para alacağının tahsili amacıyla başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi, uygulamada vatandaşların en sık karşılaştığı icra takibi türüdür. Alacaklı olduğunu iddia eden kişi veya kurum, elinde yazılı bir sözleşme ya da fatura bulunmasa dahi icra dairesine başvurarak takip başlatabilir ve icra dairesi alacağın gerçekte var olup olmadığını araştırmaksızın borçlu gösterilen kişiye "İlamsız Takipte Ödeme Emri" (Örnek No: 7) gönderir.
Kendisine ilamsız icra takibine ilişkin ödeme emri tebliğ edilen kişinin hak kaybına uğramaması için kanundaki kesin süreyi kaçırmaması hayati önem taşır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 62. ve 66. maddeleri uyarınca, genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz süresi tebliğ tarihinden itibaren 7 gündür; bu 7 günlük kesin süre içinde ilgili icra dairesine yapılan geçerli bir itiraz icra takibini kendiliğinden durdurur ve alacaklının haciz aşamasına geçmesini engeller.
İlamsız İcra Takibi ve Ödeme Emri (Örnek No: 7) Nedir?
İcra hukukunda para alacaklarının tahsili için başvurulan genel haciz yoluyla ilamsız takip, alacaklının mahkemeden önceden bir karar (ilam) almasına gerek kalmadan doğrudan icra dairesi aracılığıyla borçluya ödeme çağrısı yapmasını sağlayan yoldur. Örneğin borç verilen paranın geri alınması, ödenmeyen fatura, cari hesap, aidat veya hizmet bedelinin tahsili için doğrudan bu yola başvurulabilir. İcra müdürlüğü, takip talebini aldıktan sonra borçluya gönderdiği Örnek No: 7 ödeme emrinde; talep edilen borç tutarını, varsa işlemiş faizi ve takip tarihinden itibaren işleyecek faiz oranını bildirir.
Ödeme emrinde borçluya, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde borcu ödemesi veya borcu kabul etmiyorsa aynı 7 günlük süre içinde itiraz etmesi, borcu ödemez ve itiraz da etmezse aynı sürede mal beyanında bulunması, aksi takdirde cebri icra (zorla tahsil ve haciz) işlemlerine devam edileceği ihtar olunur. Burada sözü edilen ödeme emri, borçlunun bizzat kendisine gönderilen takip bildirimidir; kişinin tarafı olmadığı bir icra dosyasında başkasının borcu nedeniyle gönderilen bildirimler için 89/1 Haciz İhbarnamesi Nedir? Nasıl İtiraz Edilir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 66/1
Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur.
Kanun hükmünde açıkça belirtildiği üzere, 7 günlük yasal süre içinde yapılan itirazla birlikte ilamsız icra takibi olduğu yerde durur. Takip durduğu ve kesinleşmediği sürece alacaklı borçlunun banka hesaplarına, maaşına, aracına veya taşınmazlarına kesin haciz koyduramaz; takip öncesinde mahkemeden alınmış bir ihtiyati haciz (geçici haciz) kararı varsa bu haciz de itiraz kaldırılmadıkça veya iptal edilmedikçe kesin hacze dönüşmez.
Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2024 tarihli bir kararında; genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçlunun ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine bildirdiği itirazın takibi durduracağını, itiraz nedeniyle takip kesinleşmeyeceğinden bir sonraki aşama olan haciz işlemine geçilemeyeceğini ve takip kesinleşmeden uygulanan ihtiyati haczin de kesin hacze dönüşmeyeceğini hüküm altına almıştır.
Ödeme Emrine İtiraz Süresi Kaç Gündür ve Nasıl Hesaplanır?
Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz süresi, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren 7 gündür. Sürelerin hesaplanmasını düzenleyen İİK m. 19 uyarınca, ödeme emrinin tebliğ edildiği ilk gün hesaba katılmaz ve 7 günlük süre tebliği takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Örneğin ödeme emri pazartesi günü tebliğ edilmişse, 7 günlük itiraz süresi bir sonraki haftanın pazartesi günü mesai saati bitiminde (elektronik ortamda yapılan başvurularda gün sonu olan saat 23.59'da) sona erer.
Sürenin son günü cumartesi, pazar veya resmi bayram gibi bir resmi tatil gününe denk gelirse, itiraz süresi kendiliğinden tatili takip eden ilk iş günü mesai bitimine kadar uzar.
Adli Tatilde Ödeme Emrine İtiraz Süresi İşler mi?
Vatandaşların en sık yanılgıya düştüğü konuların başında, her yıl 20 Temmuz ile 31 Ağustos tarihleri arasında uygulanan adli tatilde icra itiraz sürelerinin durup durmadığı gelir. Genel mahkemelerdeki birçok dava ve süre adli tatilde işlemeyip adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzadığı halde, icra daireleri ve icra mahkemelerinde adli tatil hükümleri uygulanmaz. İcra ve iflas işleri kanunen ivedi (acele) işlerden sayıldığından, ödeme emri adli tatil içinde tebliğ edilmişse veya 7 günlük itiraz süresinin son günü adli tatile denk geliyorsa süre durmaz ve uzamaz; 7. günün sonunda (son gün hafta sonu veya resmi tatil değilse) kesin olarak biter.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2021 tarihli bir kararında; icra ve iflas daireleri ile icra mahkemelerinin adli tatilde de normal olarak görev başında olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun adli tatile ilişkin süre uzatımı hükümlerinin İcra ve İflas Kanunu'ndaki süreler hakkında uygulanamayacağını ve sürenin bitmesi adli tatile rastlarsa adli tatil içindeki son günün tatil saatinde sona ereceğini, adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzatılmış sayılmasına imkan bulunmadığını açıkça vurgulamıştır.
Aynı doğrultuda Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2026 tarihli güncel bir kararında; İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin uygulandığı işlerin kanunlarda ivedi olduğu belirtilen işlerden sayıldığını, bu nedenle sürenin bitmesi adli tatile rastlarsa sürenin adli tatil içindeki son günün tatil saatinde biteceğini ve adli tatil sonrasına uzamayacağını hükme bağlamıştır.
Ödeme Emri Tebliğ Edilmeden (e-Devlet veya UYAP Üzerinden Öğrenilerek) İtiraz Edilebilir mi?
Günümüzde birçok kişi, hakkında icra takibi başlatıldığını postacı henüz kapısına gelmeden e-Devlet veya UYAP Vatandaş Portal üzerindeki bildirimlerden öğrenmektedir. Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçlu, ödeme emri kendisine tebliğ edilmesini beklemek zorunda değildir; takibi haricen (dışarıdan, e-Devlet veya UYAP üzerinden) öğrenerek 7 günlük süre içinde doğrudan icra dairesine itiraz dilekçesi verebilir. Alacaklının takibi sürdürme iradesi devam ettiği sürece, tebligat öncesinde yapılan bu itiraz tamamen geçerlidir ve icra takibini durdurur.
Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2024 tarihli bir kararında; genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde alacaklının anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesi mevcut olduğu sürece borçluya henüz ödeme emri tebliğ edilmemiş olmasının itirazda bulunmasına engel teşkil etmeyeceğini, takipten haricen haberdar olan borçlunun ödeme emri tebliğ edilmeden icra müdürlüğüne yaptığı borca itirazın geçerli olduğunu ve takibi durduracağını hüküm altına almıştır.
Ödeme Emrine İtiraz Nereye ve Nasıl Yapılır?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 62/1
İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur.
Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde ödeme emrine itirazın yapılacağı merci, ödeme emrini gönderen icra dairesidir (icra müdürlüğüdür). Uygulamada vatandaşların sıkça düştüğü hatalardan biri, ilamsız takipte borca veya faize itiraz dilekçesini icra dairesi yerine icra hukuk mahkemesine vermektir. Kambiyo senetlerine (çek, bono, poliçe) özgü haciz yolundan farklı olarak, genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrine itiraz mahkemeye değil doğrudan icra dairesine yapılır; icra dairesi yerine icra mahkemesine yapılan itiraz hukuki sonuç doğurmaz ve takibin kesinleşmesini önlemez. Ödeme emrine itiraz işlemi harçtan muaftır; borçlu kendi bulunduğu yerdeki icra dairesine doğrudan başvuruyorsa herhangi bir harç veya masraf ödemez ve kendisine itiraz ettiğine dair ücretsiz bir belge verilir.
İtiraz dilekçesi bizzat icra dairesine gidilerek verilebileceği gibi, tutanağa geçirilmek üzere sözlü beyanla veya güvenli elektronik imza (e-imza) ya da mobil imza kullanılarak UYAP Vatandaş Portal üzerinden elektronik ortamda da gönderilebilir. Burada dikkat edilmesi gereken en kritik nokta, itiraz tarihinin dilekçenin üzerine yazılan tarih değil, dilekçenin icra tutanağına geçirildiği ve UYAP sistemine kaydedildiği tarih olmasıdır.
Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli bir kararında; genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz tarihinin dilekçenin üzerinde yazılı tarih olmayıp dilekçenin icra tutanağına geçirildiği ve İİK m. 8/a uyarınca UYAP sistemine işlendiği tarih olduğunu, yedi günlük süre geçtikten sonra UYAP sistemine kaydedilen dilekçenin süresinde yapılmış geçerli bir itiraz olarak kabul edilemeyeceğini hükme bağlamıştır.
Başka Şehirdeki İcra Dairesine (Muhabere Yoluyla) veya Posta (PTT) İle İtiraz
Hakkında başka bir il veya ilçedeki icra dairesinde takip başlatılan borçlu, takibin açıldığı şehre gitmek zorunda değildir. Bulunduğu yerdeki adliyeye giderek nöbetçi icra dairesine başvurabilir ve posta/gönderim masrafını yatırarak itiraz dilekçesinin takibin yürütüldüğü icra dairesine gönderilmesini (muhabere yoluyla itiraz) sağlayabilir.
Buna karşılık borçlu, adliyedeki nöbetçi icra dairesine gitmek yerine itiraz dilekçesini doğrudan PTT (adi posta, taahhütlü posta veya kargo) aracılığıyla icra dairesine gönderirse büyük bir süre riskiyle karşılaşır. Posta yoluyla gönderilen itiraz dilekçelerinde postaya veriliş tarihi itiraz tarihi sayılmaz; dilekçenin 7 günlük itiraz süresi dolmadan icra dairesine fiziken ulaşması ve UYAP sistemine / icra tutanağına kaydedilmesi şarttır. Dilekçe 7 günlük süre içinde PTT'ye verilmiş olsa bile, postadaki gecikme yüzünden 8. gün icra dairesine ulaşıp kaydedilirse itiraz süresinde yapılmamış sayılır ve takip kesinleşir.
Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2023 tarihli bir kararında; icra müdürlüğüne PTT (posta) yoluyla gönderilen itiraz dilekçesinde postaya veriliş tarihinin itiraz tarihi olarak kabul edilemeyeceğini, itiraz tarihinin dilekçenin icra müdürlüğüne ulaşıp UYAP sistemine kaydedildiği tarih olduğunu ve yedi günlük yasal süre geçtikten sonra müdürlüğe ulaşan itirazın geçersiz olduğunu onamıştır.
Borcun Tamamına İtiraz, Kısmi İtiraz ve Faize İtiraz
Ödeme emrine itiraz eden borçlunun dilekçesinde kullandığı ifadeler, takibin hangi alacak kalemleri yönünden duracağını ve ileride açılacak davalarda borçlunun hangi savunmaları yapabileceğini doğrudan belirler.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 62/4
Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır.
Takip konusu borcun tamamını kabul etmeyen borçlunun, itiraz dilekçesinde uzun hukuki gerekçeler veya sebepler bildirme zorunluluğu yoktur. Borçlunun dilekçesinde yalnızca "borca itiraz ediyorum" veya "borcum yoktur, takibe itiraz ediyorum" demesi, hem asıl alacak hem de işlemiş ve işleyecek tüm faiz kalemleri yönünden takibin tamamını durdurmak için yeterlidir. Ancak takip talebinde yüksek bir faiz oranı istenmişse veya faiz başlangıç tarihi hatalı gösterilmişse, ileride tereddüt yaşanmaması adına dilekçede "borca, faize, faiz oranına, faiz başlangıç tarihine ve tüm fer'ilerine (eklerine) itiraz ediyorum" şeklinde açık ifade kullanılması en güvenli yoldur.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2021 tarihli bir kararında; borçlunun ödeme emrine karşı yalnız "itiraz ediyorum" demesinin dahi geçerli bir borca itiraz olarak kabul edileceğini ve borca itiraz edildiğine yönelik genel açıklamanın ödeme emriyle istenilen asıl alacak, işlemiş faiz ve işleyecek faiz gibi tüm borç kalemlerini kapsayarak takibi tümden durduracağını belirtmiştir.
Buna karşılık borçlu, ödeme emrinde talep edilen borcun bir kısmını kabul edip yalnızca kalan kısmına itiraz ediyorsa (kısmi itiraz), İİK m. 62/4 uyarınca itiraz ettiği kısmın neye ilişkin olduğunu ve miktarını (rakamını) açıkça yazmak zorundadır. Örneğin 100.000 TL'lik bir ödeme emrine karşı "borcun 40.000 TL'sini kabul ediyorum, kalan 60.000 TL'lik kısmına itiraz ediyorum" denilmelidir. Borçlu dilekçesinde rakam belirtmeksizin yalnızca "borç o kadar değildir", "fatura tutarı fahiştir" veya "borca kısmen itiraz ediyorum" gibi belirsiz ifadeler kullanırsa, bu kısmi itiraz hiç yapılmamış sayılır ve icra takibi borcun tamamı üzerinden kesinleşir. Geçerli bir kısmi itiraz yapıldığında ise takip yalnızca itiraz edilen kısım için durur; borçlunun kabul ettiği kısım için alacaklı haciz işlemlerine devam edebilir.
Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2023 tarihli bir kararında; İİK m. 62/4 uyarınca borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun itiraz ettiği miktarı açıkça göstermesinin yasal zorunluluk olduğunu, aksi takdirde ödeme emrine hiç itiraz edilmemiş sayılacağını ve takip talebinde istenen miktarın kesinleşeceğini hüküm altına almıştır.
7 Günlük İtiraz Süresi Kaçırılırsa Ne Yapılabilir? (Gecikmiş İtiraz ve Usulsüz Tebligat)
Ödeme emrine 7 gün içinde itiraz edilememiş olması her zaman tüm hakların kaybedildiği anlamına gelmez. Sürenin kaçırılma nedenine göre kanunda iki farklı başvuru yolu öngörülmüştür: gecikmiş itiraz ve usulsüz tebligat şikayeti.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 65/1 ve 65/2
Borçlu kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir.
Ancak borçlu, maniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye ve müteakip fıkra için yapılacak duruşmaya taallûk eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur.
Kusuru Olmaksızın Süreyi Kaçıran Borçlunun Gecikmiş İtirazı (İİK m. 65)
Ödeme emri tebligatı kanuna uygun biçimde yapılmış olmasına rağmen borçlu; ağır hastalık, hastanede veya özel bakım merkezinde yatma, yangın, deprem ya da tebligat sırasında geçici olarak il/yurt dışında bulunma gibi kendi kusurundan kaynaklanmayan bir engel (mani) yüzünden 7 gün içinde itiraz edememişse gecikmiş itiraz yoluna başvurabilir.
Normal itirazdan farklı olarak gecikmiş itiraz; engelin ortadan kalktığı (veya tebligatın öğrenildiği) günden itibaren 3 gün içinde icra dairesine değil, doğrudan İcra Hukuk Mahkemesine yapılır. Borçlu, mahkemeye vereceği dilekçede hem süresinde itiraz edememesine yol açan haklı mazeretini ve delillerini hem de borca ilişkin itiraz sebeplerini birlikte bildirmek zorundadır. Mahkeme mazereti haklı bulursa gecikmiş itirazın kabulüne karar verir ve icra takibi durur.
Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2024 tarihli bir kararında; gecikmiş itirazın ön koşulunun usulüne uygun bir tebligatın varlığı ve borçlunun kendisinden kaynaklanmayan bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması olduğunu, ödeme emri mernis adresine usulüne uygun tebliğ edildiği tarihte özel yaşam ve bakım biriminde kalmakta olan borçlunun İİK m. 65'e dayalı başvurusunun icra mahkemesince gecikmiş itiraz koşulları kapsamında incelenerek karara bağlanması gerektiğini hükme bağlamıştır.
Ödeme Emrinin Usulsüz Tebliğ Edilmesi Halinde Yapılacak Başvuru
Uygulamada birçok vatandaş, hakkında başlatılan ilamsız icra takibini ödeme emri eline ulaşmadığı için ancak banka hesabına veya maaşına haciz konulduğunda öğrenmektedir. Postacı ödeme emrini tebliğ ederken 7201 sayılı Tebligat Kanunu kurallarına uymamışsa —örneğin borçlunun adreste olup olmadığını ve neden bulunmadığını komşu, yönetici veya kapıcıdan sorup tutanağa imzalarıyla geçirmeden doğrudan muhtara bırakmışsa ya da adres kayıt sistemindeki (MERNİS) adrese ilk tebligatı normal usulle çıkarmadan doğrudan Tebligat Kanunu m. 21/2'ye göre muhtara teslim etmişse— yapılan tebligat usulsüzdür.
Ödeme emri tebligatının usulsüz olması halinde borçlunun öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde iki işlemi aynı anda yapması gerekir: Birincisi, İcra Hukuk Mahkemesine şikayet dilekçesi vererek usulsüz tebligat nedeniyle ödeme emri tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesini ve takibin kesinleşmesi üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasını talep etmelidir; ikincisi, mahkeme kararının çıkmasını beklemeksizin yine öğrenme tarihinden itibaren 7 gün içinde doğrudan icra dairesine başvurarak borca ve faize itiraz dilekçesini sunmalıdır. İcra müdürlüğü tebligatın usulsüz olup olmadığını kendiliğinden inceleyemezse de borçlunun itirazı üzerine olumlu veya olumsuz bir karar vermek zorundadır.
Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli bir kararında; ilamsız takipte ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu ileri süren borçlunun hem icra mahkemesinde şikayette bulunup hem de icra müdürlüğüne borca ve faize itiraz ederek takibin durdurulmasını istemesi üzerine, icra müdürlüğünün itirazın süresinde ve geçerli olup olmadığını inceleyerek takibin devamı ya da durdurulması yönünde bir karar vermek zorunda olduğunu, müdürlüğün karar vermekten kaçınmasının bir hakkın yerine getirilmemesi niteliğinde olup her zaman şikayet olunabileceğini hüküm altına almıştır.
Ödeme Emrine İtirazdan Sonra Süreç Nasıl İşler? (İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması)
Borçlunun 7 günlük süre içinde yaptığı itirazla duran ilamsız icra takibine devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçerek bu itirazı mahkeme kararıyla ortadan kaldırması gerekir. Alacaklı hiçbir girişimde bulunmazsa icra takibi durmuş halde kalır ve borçlu aleyhine haciz yapılamaz.
Alacaklının duran takibi devam ettirebilmek için başvurabileceği iki hukuki yol vardır: Alacaklının elinde İİK m. 68'de sayılan güçlü belgelerden biri (imzası borçlu tarafından kabul edilmiş adi senet, noter senedi veya resmi kurum belgesi) varsa, itirazın kendisine tebliğinden itibaren 6 ay içinde İcra Hukuk Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Alacaklının elinde bu nitelikte bir belge yoksa (örneğin takip fatura, banka dekontu, sözlü anlaşma veya imzası inkar edilen bir sözleşmeye dayanıyorsa) ya da alacaklı doğrudan genel mahkemede dava açmayı tercih ediyorsa, itiraz dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel mahkemelerde itirazın iptali davası (İİK m. 67) açmak zorundadır.
Buradaki 6 aylık ve 1 yıllık süreler hak düşürücü süre olup, borçlunun itiraz dilekçesinin İİK m. 62/2 uyarınca alacaklıya (veya avukatına) tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar. Bu süreler içinde dava açılmazsa takip üzerinden bir daha işlem yapılamaz. Açılan itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davasında mahkeme alacaklıyı haklı bulursa borçlunun itirazı iptal edilir (veya kaldırılır), icra takibi kaldığı yerden devam eder ve alacak likit (tutarı hesaplanabilir/belirlenebilir) nitelikteyse haksız yere itiraz eden borçlu, alacaklının talebi üzerine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilir. Tersi durumda, yani alacaklının haksız ve kötü niyetli olarak takip başlattığı anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine alacaklı %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilir.
Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli bir kararında; süresi içinde yapılan geçerli bir itiraz üzerine duran ilamsız icra takibine devam edebilmek için alacaklının itirazın kendisine İİK m. 62/2 çerçevesinde tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinde itirazın kaldırılması veya bir yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açması gerektiğini, tebligat yapılmamış olsa dahi alacaklının daha önce itirazın kaldırılması yoluna başvurmuş olması halinde bir yıllık hak düşürücü sürenin bu başvuru tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını hükme bağlamıştır.
Ödeme Emrine İtiraz Edilmezse Ne Olur? (Takibin Kesinleşmesi, Menfi Tespit ve İstirdat Davası)
Kendisine usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilen borçlu 7 gün içinde borcu ödemez ve icra dairesine itiraz da etmezse, ilamsız icra takibi 8. gün itibarıyla kesinleşir. Takibin kesinleşmesiyle birlikte alacaklı, İİK m. 78 uyarınca borçlunun malvarlığı üzerinde haciz talep etme yetkisi kazanır. Bu aşamada alacaklının talebiyle borçlunun banka hesaplarındaki mevduatına, araçlarına, taşınmazlarına ve çalışan kişilerin maaşının dörtte birine haciz konulabilir (emekli aylıklarının haczedilemezliği kuralı ve istisnaları hakkında Emekli Maaşı Haczedilebilir mi? başlıklı yazımızı, haciz yazıları ile üçüncü kişilere gönderilen ihbarnameler arasındaki farklar için ise Haciz Müzekkeresi İle Haciz İhbarnamesi Arasındaki Farklar Nelerdir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz). Ayrıca süresinde itiraz etmeyen ve borcu ödemeyen borçlu, 7 gün içinde mal beyanında bulunmamışsa alacaklının şikayeti üzerine mal beyanında bulununcaya kadar (en fazla üç ayı geçmemek üzere) disiplin hapsiyle tazyik (zorlama) yaptırımıyla karşılaşabilir.
Bununla birlikte, 7 günlük itiraz süresini kaçırarak takibin kesinleşmesine sebep olan kişi, gerçekte borçlu olmadığı bir parayı kesin olarak kaybetmiş sayılmaz. İcra takibinin itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşmesi yalnız takip hukuku bakımından sonuç doğurur; maddi hukuk bakımından gerçekten borçlu olmayan kişi, İİK m. 72 uyarınca genel mahkemelerde menfi tespit davası (borçlu olmadığının tespiti davası) veya borcu ödemek zorunda kalmışsa istirdat davası (ödenen paranın iadesi davası) açabilir.
Takip kesinleştikten sonra açılan menfi tespit davası icra takibini ve hacizleri kendiliğinden durdurmaz; ancak borçlu, alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı alabilir. Menfi tespit davası devam ederken ihtiyati tedbir kararı bulunmadığı için borç icra dosyasına ödenirse veya haciz yoluyla tahsil edilirse, dava kendiliğinden istirdat (geri alma) davasına dönüşür. Borçlu menfi tespit davası açmadan önce kesinleşen icra takibi baskısı altında borcu ödemek zorunda kalmışsa, paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde alacaklıya karşı doğrudan istirdat davası açarak haksız yere tahsil edilen paranın faiziyle birlikte kendisine iadesini sağlayabilir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2026 tarihli güncel bir kararında; ödeme emrine itiraz etmeyen veya itirazı kaldırılan borçlunun gerçekte borçlu olmadığı parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalması halinde İİK m. 72 uyarınca bir yıl içinde istirdat davası açabileceğini, menfi tespit davası devam ederken ihtiyati tedbir kararı verilmemesi yüzünden borcun ödenmesi durumunda ise davanın İİK m. 72/6 gereğince kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceğini hüküm altına almıştır.
Aynı doğrultuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli bir kararında; kendisine karşı icra takibi yapılan borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi nedeniyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürerek takip devam ederken menfi tespit davası açabileceğini ve yargılama sırasında ihtirazi kayıtla (geri alma hakkını saklı tutarak) ödeme yapılması üzerine davanın konusuz kalmayıp kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceğini belirtmiştir.