Av. Barış Selçuk ŞahinAvukatlık Bürosu

Tahliye Taahhütnamesi Geçerlilik Şartları ve Kiracının Tahliyesi

Av. Barış Selçuk Şahin

Konut ve işyeri kiralarında kira süresinin dolması, ev sahibine kiracıyı kendiliğinden çıkarma hakkı vermez. Kiracı sözleşme bitiminden en az on beş gün önce çıkacağını bildirmedikçe kira sözleşmesi her yıl kendiliğinden birer yıl uzar. Ev sahibinin herhangi bir haklı sebep veya ihtiyaç kanıtlamak zorunda kalmadan kira ilişkisini sonlandırabilmesinin uygulamada en sık başvurulan yolu ise kiracıdan alınan yazılı tahliye taahhütnamesidir.

Geçerli bir tahliye taahhütnamesinden söz edilebilmesi için bu belgenin yazılı olması, kiralanan taşınmazın kiracıya teslim edilmesinden sonra serbest iradeyle imzalanması ve taahhüt edilen tahliye tarihinin açıkça belirtilmesi şarttır; kira sözleşmesiyle aynı gün veya taşınmaz teslim edilmeden önce alınan tahliye taahhütnameleri geçersizdir. Uygulamada ev sahiplerinin kira kontratı yapılırken boş veya tarihsiz tahliye taahhütnamesi imzalatması, kiralanan yerin aile konutu olması ya da tahliye tarihinden itibaren işleyen bir aylık sürenin kaçırılması gibi durumlar, tahliye sürecinin kaderini doğrudan belirlemektedir.

Tahliye Taahhütnamesi Nedir?

Tahliye taahhütnamesi, kiracının kiraladığı konut veya çatılı işyerini belirli bir tarihte kayıtsız ve şartsız olarak boşaltacağını kiraya verene karşı yazılı biçimde üstlendiği hukuki belgedir. Bu kurum, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 352/1 hükmünde düzenlenmiştir:

TBK Madde 352/1:

Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.

Kanun koyucu, konut veya işyeri arayışı içindeki kiracının barınma ya da ticari faaliyet ihtiyacından kaynaklanan zayıf konumunu korumak amacıyla tahliye taahhütnamesinin geçerliliğini sıkı şartlara bağlamıştır. Bu şartlardan herhangi birinin eksik olması hâlinde belge hukuken sonuç doğurmaz ve kiracının tahliyesini sağlamaz.

Tahliye Taahhütnamesinin Geçerlilik Şartları Nelerdir?

Yazılı Şekilde Düzenlenmiş Olması ve Noter Şartı Aranmaması

Tahliye taahhütnamesinin geçerli olabilmesi için mutlaka yazılı olarak düzenlenmesi ve kiracının (veya yetkili temsilcisinin) imzasını taşıması gerekir. Sözlü olarak verilen tahliye sözleri hukuken hiçbir geçerlilik taşımaz. Buna karşılık tahliye taahhütnamesinin noterde düzenlenmesi veya imzasının noterlikçe onaylanması bir geçerlilik şartı değildir; taraflar arasında sıradan bir kağıda yazılarak imzalanan adi yazılı tahliye taahhütnamesi de hukuken geçerlidir. Ancak aşağıda ayrıntısıyla değinileceği üzere, taahhütnamenin noterde yapılması kiracının sonradan imzaya veya tarihe itiraz etmesini engelleyerek tahliye sürecini önemli ölçüde hızlandırır.

Tahliye taahhüdünün bizzat kiracı tarafından imzalanması kural olmakla birlikte, kiracının vekili aracılığıyla da taahhütte bulunulabilir ve bunun için vekaletnamede özel bir yetki bulunması şart değildir. Hatta kira ilişkisi devam ederken kiracı vekilinin ev sahibine gönderdiği bir ihtarnamede taşınmazın belirli bir tarihte boşaltılacağını bildirmesi dahi geçerli bir yazılı tahliye taahhüdü sayılır. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli bir kararında; ilk kira sözleşmesinin içinde yer alan tahliye şartı teslimden önce alındığı için tek başına geçersiz olsa bile, sözleşme devam ederken kiracı vekilinin gönderdiği cevabi ihtarnamede taşınmazın sözleşmede belirtilen tarihte tahliye edilerek teslim edileceğinin bildirilmesini serbest iradeyle verilmiş geçerli bir yazılı tahliye taahhüdü kabul etmiştir.

Kiralananın Tesliminden Sonra Verilmiş Olması

Tahliye taahhütnamesinin en önemli geçerlilik şartı, kiralanan taşınmazın kiracıya fiilen teslim edilmesinden sonra verilmiş olmasıdır. Kiracı henüz eve veya işyerine yerleşmeden önce, kiralananı tutabilmek amacıyla ev sahibinin öne sürdüğü şartları kabul etme baskısı altındadır. Bu nedenle kira sözleşmesinden önce veya kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanan tahliye taahhütnameleri ile doğrudan kira kontratının maddeleri arasına yazılan tahliye taahhütleri, kiracının serbest iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle kesin olarak geçersizdir.

Ev sahibinin kira sözleşmesine "tahliye taahhütnamesi verilmeden taşınmazın teslim edilmeyeceği" veya "tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesinin ayrılmaz eki olduğu" yönünde hükümler koyması, taahhütnamenin üzerindeki düzenleme tarihi daha sonraki bir tarihi gösterse bile belgenin teslimden önce alındığını kanıtlar. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli güncel bir kararında; kira sözleşmesinde taşınmazın tahliye taahhütnamesi alınmadan teslim edilmeyeceği şartının yer alması ve taahhütnamenin sözleşmenin eki sayılması karşısında, taahhütnamenin kiralanan teslim edilmeden önce kira sözleşmesiyle birlikte alındığının kanıtlandığına, bu nedenle geçersiz olan tahliye taahhüdüne uyulmamasına bağlanan cezai şart ve teminat mektubunun nakde çevrilmesi yaptırımlarının da uygulanamayacağına hükmetmiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de 2024 tarihli bir kararında; henüz inşaatı tamamlanmamış ve kiracıya teslimi yapılmamış bir taşınmaza ilişkin sözleşme içinde alınan tahliye taahhüdünün, kiralananda oturulmakta iken verilmiş bir taahhüt niteliği taşımadığı için geçersiz olduğunu vurgulamıştır.

Buna karşılık, kiracı taşınmazda hâlihazırda oturmakta iken (kira ilişkisi devam ederken) tarafların kira süresini uzatmak amacıyla imzaladıkları ek protokolde veya yenilenen kira sözleşmesinde yer alan tahliye taahhütleri geçerlidir. Zira bu aşamada taşınmaz zaten kiracının kullanımında olduğundan, kiracının açıkta kalma korkusuyla baskı altında imza attığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2026 tarihli güncel bir kararında; kiralanan taşınmaz kiracının elinde bulunduğu sırada kira süresinin uzatılmasına ilişkin imzalanan ek protokolde yer alan ve tahliye tarihi açıkça kararlaştırılan tahliye taahhüdünün geçerli olduğuna karar vermiştir.

Tahliye Tarihinin Belirli ve Açık Olması

Taahhütnamede kiracının taşınmazı hangi tarihte tahliye edeceğinin gün, ay ve yıl olarak açıkça yazılması veya tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenebilir olması (örneğin belirli bir kira döneminin son günü olarak gösterilmesi) zorunludur. Tahliye tarihi hiç yazılmamış ya da hangi tarihte tahliye edileceği anlaşılamayan muğlak ifadeler içeren belgeler tahliye taahhütnamesi olarak hüküm doğurmaz.

Boş Kağıda İmza Atılması (Beyaza İmza) ve Tarihlerin Sonradan Doldurulması

Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık, kira sözleşmesi imzalanırken ev sahibinin kiracıdan tarih kısımları boş bırakılmış bir tahliye taahhütnamesi alması ve bu tarihleri daha sonra kendisinin doldurmasıdır. Halk arasında "boş tahliye taahhütnamesi geçersizdir" şeklinde yaygın bir inanış bulunsa da Yargıtay'ın yerleşik uygulaması tam tersi yöndedir.

Hukukumuzda "beyaza imza" (açığa imza) kuralı gereğince, tarih kısımları boş bir tahliye taahhütnamesinin altına imza atan kiracı, ev sahibine bu boşlukları doldurma yetkisi vermiş ve üst kısmın ne şekilde doldurulacağını peşinen kabul etmiş sayılır. Taahhütnamedeki düzenleme ve tahliye tarihlerinin sonradan ya da farklı bir kalemle doldurulmuş olması belgeyi tek başına geçersiz kılmaz. Kiracı, bu belgenin aslında kira sözleşmesiyle aynı gün (teslimden önce) imzalatıldığını veya aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia ediyorsa, bu iddiasını tanıkla değil, ancak tahliye taahhütnamesi ile aynı ispat gücüne sahip yazılı bir delille (örneğin ev sahibiyle imzalanan bir teslim tutanağı, sözleşme maddesi veya yazılı yazışma ile) kanıtlamak zorundadır. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli bir kararında; kira ilişkisi kurulduktan sonraki bir tarihi taşıyan tahliye taahhütnamesinde yer alan tarihlerin sonradan doldurulduğu iddiasını ileri süren kiracının, bu iddiasını yazılı tahliye taahhütnamesi ile aynı kuvvette kesin delille ispatlamakla yükümlü olduğunu açıkça belirtmiştir.

Üstelik tahliye taahhütnamesinin düzenleme tarihi kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden yalnızca bir veya birkaç gün sonrasını gösterse dahi, yazılı bir kanıt olmadıkça mahkeme sadece varsayımla taahhütnameyi geçersiz sayamaz. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli bir diğer kararında; kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden bir gün sonraki düzenleme tarihini taşıyan tahliye taahhütnamesi hakkında yerel mahkemenin "iki belgenin ayrı günlerde imzalandığının hayatın olağan akışına uygun düşmediği" gerekçesiyle verdiği ret kararını kanun yararına bozmuş ve düzenleme tarihinin gerçeği yansıtmadığını ileri süren kiracının bunu aynı ispat gücüne sahip başka bir yazılı belgeyle kanıtlamak zorunda olduğuna hükmetmiştir.

Birden Fazla Kiracı Bulunması veya Kiracının Şirket Olması

Kira sözleşmesinde birden fazla kiracı yer alıyorsa (birlikte kiracılık), taşınmazı tahliye etme borcu bölünemez nitelikte olduğundan tahliye taahhütnamesinin bütün kiracılar tarafından imzalanması gerekir. Kiracılardan yalnızca birinin imzaladığı tahliye taahhütnamesine dayanılarak taşınmazın tahliyesi istenemez; ayrıca başlatılacak icra takibinin veya açılacak davanın tüm kiracılara birlikte yöneltilmesi şarttır.

Kiracının bir şirket (tüzel kişi) olması durumunda ise tahliye taahhütnamesinin, taahhüt tarihi itibarıyla şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi veya kişiler tarafından imzalanması gerekir. Yetkili temsilci tarafından usulüne uygun olarak imzalanan taahhütname şirketi bağlar ve şirketin daha sonraki bir tarihte ticaret unvanını değiştirmiş olması daha önce verilen tahliye taahhütnamesini geçersiz hâle getirmez. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli güncel bir kararında; taahhütnamenin verildiği tarihte şirketi tek başına temsile yetkili olan kişi tarafından imzalanan tahliye taahhüdünün geçerli olduğuna ve kiracı şirketin sonradan unvan değiştirmesinin taahhüdün geçerliliğini etkilemeyeceğine karar vermiştir.

Aile Konutu İtirazı ve Eşin Rızası

Konut kiralarında kiracıların en çok başvurduğu savunmalardan biri, kiralanan taşınmazın "aile konutu" olduğu ve eşin açık rızası alınmadan imzalanan tahliye taahhütnamesinin geçersiz sayılması gerektiği yönündeki itirazdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 194 ve Türk Borçlar Kanunu m. 349 hükümleri, aile konutu olarak kullanılan kiralık taşınmazlarda kira sözleşmesinin tarafı olmayan eşi korumaya yönelik özel kurallar içermektedir:

TBK Madde 349:

Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez.

Bu rızanın alınması mümkün olmazsa veya eş haklı sebep olmaksızın rızasını vermekten kaçınırsa kiracı, hâkimden bu konuda bir karar vermesini isteyebilir.

Kiracı olmayan eşin, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanması hâlinde kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracı ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır.

İnternetteki pek çok kaynakta "kiralanan ev aile konutu ise eşin imzası veya rızası olmadan verilen tahliye taahhütnamesi her durumda geçersizdir" şeklinde eksik ve yanıltıcı bir bilgi yer almaktadır. Oysa eşin rızasının aranıp aranmayacağı, kira sözleşmesinde taraf olmayan eşin tahliye taahhütnamesi imzalanmadan önce ev sahibine aile konutu bildiriminde bulunup bulunmadığına göre değişmektedir.

Eşler kira sözleşmesini birlikte kiracı olarak imzalamışsa ya da sözleşmede imzası bulunmayan eş, tahliye taahhütnamesinin düzenlendiği tarihten önce ev sahibine bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı hâline gelmişse, eşlerden yalnız birinin verdiği tahliye taahhüdü geçersizdir. Buna karşılık, kira sözleşmesinde taraf olmayan eş henüz ev sahibine aile konutu bildirimi yapmadan önce kiracı eşin tek başına imzaladığı tahliye taahhütnamesi tam anlamıyla geçerlidir; diğer eşin taahhüt verildikten sonra (örneğin icra takibi başlatıldığında veya dava açıldıktan sonra) ev sahibine bildirim göndererek sözleşmenin tarafı hâline gelmesi, daha önce geçerli olarak doğmuş tahliye taahhütnamesini geriye dönük olarak geçersiz kılmaz. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki görüş ayrılıklarını sonlandıran 2025 tarihli bağlayıcı uyuşmazlık giderme kararında; kira sözleşmesinin tarafı olmayan eşin, tahliye taahhütnamesinin imzalanmasından sonra kiraya verene bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı sıfatını kazanmasının, bildirimden önce kiracı eş tarafından tek başına verilen tahliye taahhütnamesinin geçerliliğini etkilemeyeceğine ve bu durumda icra takibinin veya tahliye davasının yalnızca taahhüdü imzalayan kiracı eşe karşı yürütülebileceğine hükmetmiştir.

Tahliye Taahhütnamesine Dayalı Tahliye Süreci ve 1 Aylık Süre

1 Aylık Hak Düşürücü Süre ve İhtarname ile Sürenin Uzatılması

Geçerli bir tahliye taahhütnamesine sahip olan ev sahibi, kiracının taahhüt ettiği tarihte taşınmazı boşaltmaması hâlinde taahhüt edilen tahliye tarihinden başlayarak 1 ay içinde icra dairesine başvurarak tahliye takibi başlatmak veya doğrudan mahkemede tahliye davası açmak zorundadır. Buradaki bir aylık süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınır; bu süre kaçırılırsa o tahliye taahhütnamesine dayanılarak bir daha tahliye istenemez.

Bununla birlikte TBK m. 353, ev sahibine bir aylık dava açma süresini yazılı bildirimle bir kira yılı boyunca uzatma imkânı tanımıştır:

TBK Madde 353:

Kiraya veren, en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır.

Ev sahibi, taahhüt edilen tahliye tarihinden önce veya en geç tahliye tarihini izleyen bir aylık süre içinde kiracıya yazılı bir ihtarname göndererek taşınmazın tahliye edilmesini ve aksi takdirde dava açacağını bildirmişse, artık bir aylık süreyle sınırlı kalmaksızın uzayan kira yılının sonuna kadar tahliye davası açabilir. Ayrıca kiracının taahhüt ettiği tarihte evi boşaltmaması üzerine ev sahibinin, kiracının oturmaya devam ettiği aylar için kira bedelini talep veya tahsil etmesi kira sözleşmesinin yenilendiği anlamına gelmez ve tahliye taahhütnamesini geçersiz kılmaz. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2024 tarihli bir kararında; bir aylık süre içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunulması hâlinde tahliye davası açma süresinin bir kira yılı için uzayacağını ve taşınmazı boşaltmayan kiracıdan kullandığı dönem için kira parası istenmesinin tahliye taahhüdünün geçerliliğini etkilemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.

Öte yandan, tahliye taahhütnamesi imzalandıktan sonra tarafların bir araya gelerek yeni bir kira sözleşmesi imzalamaları hâlinde önceki tahliye taahhütnamesi hükümsüz kalır. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2026 tarihli güncel bir kararında; tahliye taahhüdünün düzenleme tarihinden sonra taraflar arasında yeni bir kira sözleşmesi yapılarak kira ilişkisinin yenilenmesi durumunda önceki tahliye taahhüdüne dayanılarak tahliye istenemeyeceğine hükmetmiştir.

Aynı şekilde, taahhüt edilen tahliye tarihinden sonra yasal süresi içinde icra takibi yapılmayarak veya dava açılmayarak kira ilişkisinin sonraki dönemlere uzatılması durumunda da o taahhütnameye dayanma imkânı ortadan kalkar. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli bir kararında; tahliye taahhütnamesinde kararlaştırılan tahliye tarihinden sonra süresinde yasal yola başvurulmayıp kira sözleşmesinin uzatılması hâlinde, geçmiş kira döneminde kalan tahliye taahhüdüne dayanılarak tahliye ve cezai şart talep edilemeyeceğini belirtmiştir.

Ev Sahibinin Değişmesi (Yeni Malik) veya Birden Fazla Ev Sahibi Olması

Tahliye taahhütnamesine dayalı icra takibini veya tahliye davasını kural olarak yalnızca kira sözleşmesinde "kiraya veren" sıfatını taşıyan kişi açabilir; kira sözleşmesinin tarafı olmayan malikin tek başına bu taahhüde dayanma hakkı yoktur. Ancak kiralanan taşınmaz tahliye taahhütnamesi verildikten sonra üçüncü bir kişiye satılırsa, taşınmazı satın alan yeni malik, TBK m. 310 uyarınca eski kiraya verenin yasal halefi (hukuki ardılı) sıfatıyla kira sözleşmesinin tarafı hâline gelir. Bu sayede yeni ev sahibi, kiracının önceki ev sahibine vermiş olduğu geçerli tahliye taahhütnamesine dayanarak kendi adına icra takibi başlatabilir veya tahliye davası açabilir. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2018 tarihli bir kararında; taahhüt nedenine dayalı tahliye davasının mutlaka kiraya veren tarafından açılması gerektiğini, kiraya veren durumunda olmayan malikin dava hakkı bulunmadığını, ancak taşınmazı sonradan edinen yeni malikin önceki kiraya verenin halefi olarak eski malik zamanında verilmiş tahliye taahhüdüne dayanarak dava açabileceğini ve TBK m. 353 uyarınca yapılan yazılı bildirimin taahhüde dayalı tahliye davalarında da dava açma süresini bir kira yılı uzatacağını vurgulamıştır.

Kira sözleşmesinde birden fazla kiraya veren (ev sahibi) bulunması hâlinde ise tahliye taahhütnamesine dayalı icra takibinin ve davanın bütün kiraya verenler tarafından birlikte açılması zorunludur. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2023 tarihli bir kararında; kira sözleşmesinde birden fazla kiraya veren yer alması durumunda, kiraya verenlerin tamamının birlikte hareket etmesi gerektiğini ve yalnız birinin başlattığı tahliye takibinin dinlenemeyeceğini belirtmiştir.

Tahliye Taahhütnamesine İtiraz ve Adi Yazılı ile Noter Onaylı Taahhüt Farkı

Ev sahibinin icra dairesi aracılığıyla gönderdiği tahliye emrine (Örnek No: 14) karşı kiracı, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine dilekçe vererek itiraz edebilir. Süresinde yapılan itiraz tahliye takibini durdurur; kiracı 7 gün içinde itiraz etmezse takip kesinleşir ve taşınmazın 15 gün içinde boşaltılması gerekir, aksi hâlde cebri icra yoluyla tahliye gerçekleştirilir.

Kiracının 7 günlük sürede takibe itiraz etmesi üzerine ev sahibinin izleyeceği yol, elindeki tahliye taahhütnamesinin adi yazılı mı yoksa noter onaylı mı olduğuna ve kiracının itiraz dilekçesinde kullandığı ifadelere göre değişir. Tahliye taahhütnamesi adi yazılı olarak düzenlenmişse ve kiracı itiraz dilekçesinde belgedeki imzaya veya tarihe açıkça itiraz etmişse, ev sahibi icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyemez; uyuşmazlığın çözümü ve imza incelemesi yapılması için mahkemede itirazın iptali ve tahliye davası açmak zorundadır. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli bir kararında; adi yazılı tahliye taahhütnamesine dayalı takipte kiracının imzaya veya tarihe itiraz etmesi hâlinde uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğini ve kiraya verenin İİK m. 67 uyarınca mahkemede itirazın iptali ve tahliye davası açabileceğini vurgulamıştır.

Burada kiracılar açısından hayati önem taşıyan bir usul detayı bulunmaktadır: Adi yazılı bir tahliye taahhütnamesine itiraz eden kiracı, itiraz dilekçesinde imzayı veya tarihi ayrıca ve açıkça inkâr etmezse (örneğin yalnızca "borcum yoktur, boş kağıda imza attım, bana ihtarname gönderilmediği için kira sözleşmem bir yıl uzadı" şeklinde genel bir itirazda bulunursa), taahhütnamedeki imzayı ve tarihi kabul (ikrar) etmiş sayılır. Bu durumda ev sahibi, uzun süren bir dava açmak zorunda kalmadan doğrudan icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını ve hızlıca tahliye kararı verilmesini sağlayabilir. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2024 tarihli bir kararında; adi yazılı tahliye taahhütnamesine itiraz eden kiracının itiraz dilekçesinde taahhütnamedeki tarihi ve imzayı açıkça inkâr etmemesi nedeniyle imza ve tarihin ikrar edilmiş sayıldığına, kiracının boş olarak verilen taahhütnamenin sonradan doldurulduğu yönündeki iddiasını da yazılı belgeyle kanıtlayamadığından icra mahkemesince itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Tahliye taahhütnamesi noterlikçe düzenlenmiş veya imzası noter tarafından onaylanmış ise kiracının icra takibinde imzaya ya da tarihe itiraz etme imkânı ortadan kalkar. Noter onaylı taahhütnameye itiraz edildiğinde ev sahibi doğrudan icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir ve kiracı kira sözleşmesinin yenilendiğini ya da uzatıldığını ancak noterlikçe düzenlenmiş veya onaylanmış ya da ev sahibi tarafından kabul edilmiş resmi bir belgeyle kanıtlayabilir. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2024 tarihli bir kararında; noterlikçe düzenleme veya tarih ve imzası onaylama şeklinde yapılan tahliye taahhütnamesine karşı kiracının imzaya ve tarihe itiraz edemeyeceğini, kira ilişkisinin yenilendiğini veya uzatıldığını aynı kuvvette bir belgeyle ispatlayamayan kiracının itirazının icra mahkemesince kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.

Tahliye Sonrasında Erken Tahliye Tazminatı, Depozito ve Abonelikler

Kiracının tahliye taahhütnamesine dayanılarak ev sahibinin talebiyle taşınmazdan çıkarılması veya taahhüt ettiği tarihte taşınmazı boşaltması hâlinde, tahliye bizzat ev sahibinin iradesiyle gerçekleştiğinden ev sahibi kiracıdan kira süresinin geri kalan kısmına ait kira bedellerini ya da erken tahliye (makul süre) tazminatı talep edemez. Taşınmazın boşaltılması ve anahtarın tutanakla teslim edilmesinin ardından kiracının güvence bedelini geri alma sürecinde depozito iadesinin güncel kira bedeli üzerinden yapılıp yapılmayacağı ve taşınmazdan ayrılırken kapatılmayan aboneliklerde eski kiracının elektrik ve su borçlarından sorumluluk kuralları da taraflarca ayrıca gözetilmelidir. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2024 tarihli bir kararında; tahliyenin kiraya verenin talebiyle ve tahliye taahhütnamesine dayalı olarak gerçekleşmiş olması karşısında, kiraya verenin kiracıdan erken tahliye nedeniyle makul süre kira tazminatı veya muacceliyet şartına dayalı bakiye dönem kira bedeli isteyemeyeceğine hükmetmiştir.