Cahil Kelimesi Hakaret Midir?
Cahil kelimesi Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük'te sıfat olarak "öğrenim görmemiş, okumamış, bilgisiz", "belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan" ve halk ağzında "deneysiz, genç, toy" şeklinde tanımlanmıştır. Günlük hayatta, iş ilişkilerinde, kamu kurumlarında veya sosyal medya tartışmalarında karşı tarafın bilgisizliğini ya da yetersizliğini vurgulamak amacıyla sıkça kullanılan bu sözcüğün ceza hukuku anlamında suç oluşturup oluşturmadığı pek çok soruşturmaya ve davaya konu olmaktadır.
Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre bir kimseye "cahil" demek veya "cahil cahil konuşma", "okumuş cahil" gibi ifadeler kullanmak, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp "rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı" ya da "ağır eleştiri" niteliğinde kabul edildiğinden tek başına hakaret suçunu oluşturmamaktadır. Bununla birlikte somut olayın özelliklerine ve sözün söyleniş biçimine göre bu ifadenin hakaret suçuna konu edildiği istisnai hâller de bulunmakta olup yazımızın devamında buna ilişkin bilgilere yer verilmiştir.
Hakaret Suçu İle İlgili Yasal Düzenleme
Hakaret suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 125. maddesinde düzenlenmiştir:
TCK m. 125/1: "Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir."
TCK m. 125/2: "Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur."
Kanun metninden anlaşılacağı üzere her kırıcı, nezaketsiz veya eleştirel söz ceza hukuku anlamında hakaret suçunu oluşturmaz. Söylenen sözün suç sayılabilmesi için muhatabın toplum içindeki onur, şeref ve saygınlığını açıkça küçük düşürecek ağırlıkta bir sövme veya somut bir fiil isnadı içermesi gerekir. Bu çerçevede Yargıtay; yavşak, çomar veya geri zekâlı gibi ifadeleri doğrudan kişilik değerlerine saldırı niteliğinde görerek hakaret suçu kabul ederken, lavuk, çakal, IQ seviyen düşük ve "cahil" gibi sözcükleri kural olarak kaba hitap tarzı ve ağır eleştiri sınırları içinde değerlendirmektedir.
Cahil Kelimesi İle İlgili Yargıtay Kararları
Yargıtay 4. Ceza Dairesi ve (kapatılan) 18. Ceza Dairesi, hem vatandaşlar arasındaki tartışmalarda hem de kamu görevlilerine yönelik serzenişlerde kullanılan "cahil" kelimesini istikrarlı biçimde kaba ve nezaket dışı söz ya da ağır eleştiri olarak nitelendirmekte; bu söz nedeniyle verilen mahkûmiyet hükümlerini bozmakta ve beraat kararlarını onamaktadır.
Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2024 tarihli güncel bir kararında; doktor olan sanığın, annesini muayene ettiği sırada kötü davrandığını ileri sürerek kendisini arayan ve mesaj gönderen avukat şikâyetçiye cevaben "ben sizin gibi okumuş cahillerden adamlık, insanlık, doktorluk öğrenecek değilim, avukatım diye bana adamlık insanlık öğretmeye kalkmayın" şeklinde mesaj yazması üzerine açılan davada, sözlerin nezaket kurallarını aşan kaba hitap olmasına rağmen katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp ağır eleştiri niteliğinde kaldığı gerekçesiyle verilen beraat kararını oy birliğiyle onamıştır.
Yine Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2023 tarihli bir kararında; işlem yapan görevli polis memurlarına kimlik sorulması üzerine "ben sizlerin yetkilerini sizden çok daha iyi bilirim, siz polislerin hepsi birbirinden cahildir, hiçbiriniz benim gibi üniversite mezunu değilsiniz" diyen sanık hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan verilen 8.040 TL adli para cezasını incelemiş, söylenen sözlerin muhatapların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp nezaket dışı ve kaba söz niteliğinde olduğunu belirterek mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle bozmuştur.
Benzer şekilde Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2023 tarihli bir başka kararında; ilçedeki köpek ölümlerinin basına yansıması üzerine sosyal medya hesabından ilçe belediye başkanına yönelik "hesap vereceğine engellemeyi tercih ediyor, vasıfsız, cahil herifleri başkan yaparsan budur" şeklinde paylaşım yapan sanık hakkında, siyasetçilerin eleştirilere özel kişilerden daha fazla hoşgörü göstermesi gerektiği ve sözlerin kaba hitap tarzı niteliğinde kaldığı gerekçesiyle verilen beraat kararını oy birliğiyle onamıştır.
Ayrıca Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2023 tarihli bir diğer kararında; üniversite hastanesinde sekreter olarak çalışan sanığın, muayene için iki saat sıra bekledikten sonra neden doktor olmadığını soran hastaya "kör müsün buraya yazı yazdık, cahil misin" demesinin onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olmayıp nezaket dışı ve kaba söz niteliğinde olduğunu belirterek beraat hükmünü fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması gerekçesiyle düzelterek oy birliğiyle onamıştır.
Bunun yanı sıra Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2023 tarihli iki ayrı kararında; sosyal medya platformunda yaptığı konuşmada şikâyetçiyi kastederek "yuh, çüş, ruhları ham olgunlaşmamış, yeryüzündekilerin en cahili" diyen sanık hakkında verilen 8.700 TL adli para cezasını sözlerin nezaket dışı ve kaba söz niteliğinde olduğu gerekçesiyle oy birliğiyle bozmuş; aynı sitede oturduğu komşusuna "terbiyesiz, cahiller" diyen sanık hakkında verilen beraat kararını ise sözlerin kaba hitap tarzı niteliğinde olması sebebiyle oy birliğiyle onamıştır.
Öte yandan "cahil" kelimesinin tek başına eleştiri veya kaba hitap sınırında kalmayıp doğrudan sövme içeren başka ağır sözlerle birlikte kullanılması hâlinde eylem bir bütün olarak hakaret suçunu oluşturabilmektedir. Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2024 tarihli bir kararında; yerel gazeteye verdiği röportajda rakip siyasi parti ilçe başkanı hakkında "kendisi cahil bir ilçe başkanı" sözünü "kim öküzmüş kim adammış görelim", "bu ilkesiz sığır sürüsü" ve "sığır" ifadeleriyle birlikte kullanan sanığın sözlerinin eleştiri sınırlarını aşarak katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte olduğunu belirtmiş ve beraat kararını oy birliğiyle bozmuştur.
Her ne kadar Yargıtay kararlarında "cahil" kelimesinin tek başına hakaret suçunu oluşturmadığı kabul edilse de ceza yargılamasında her somut olay kendi özel koşulları, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, sözün söyleniş biçimi ve konuşmanın bütünlüğü içinde ayrı ayrı değerlendirilir. Dolayısıyla bu kararlara dayanarak "cahil" ifadesinin her ortamda serbestçe kullanılabileceği düşünülmemeli; somut olayın özelliklerine göre savcılık soruşturması, ceza davası veya tazminat sorumluluğu ile karşı karşıya kalınabileceği unutulmamalıdır.
Hakaret Davalarında Avukatlık Ücreti ve Manevi Tazminat
Hakaret suçu iddiasıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, söylenen sözlerin kaba hitap veya eleştiri sınırını aşarak hakaret oluşturduğunun mahkemece kabul edilmesi ağır mali sonuçlar doğurur. Şikâyetçi olan mağdurun ceza davasında kendisini bir avukat ile temsil ettirmesi ve yargılama sonunda sanık hakkında mahkûmiyet veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi hâlinde, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesaplanan katılan vekâlet ücreti doğrudan hakaret eden sanığa yükletilir. Başka bir ifadeyle sanık, alacağı adli para veya hapis cezasının yanı sıra şikâyetçinin avukatlık ücretini ve yargılama giderlerini de ödemek zorunda kalır.
Ceza davasındaki bu yaptırımların dışında, kendisine hakaret edilen kişi kişilik haklarına saldırı sebebiyle hukuk mahkemesinde ayrıca manevi tazminat davası açma hakkına da sahiptir. Örneğin eşler arasında süreklilik arz eden aşağılayıcı sözler boşanma davalarında da kusur ve tazminat sebebi sayılabilmektedir. Dolayısıyla hakaret fiilini işleyen kişi, ceza mahkemesindeki mahkûmiyet ve avukatlık ücretinin ardından bir de mağdura yasal faiziyle birlikte manevi tazminat ve ikinci bir avukatlık ücreti ödeme riskiyle karşı karşıya kalır. Bu nedenle gerek hakarete uğrayan kişilerin şikâyet ve tazminat süreçlerini hak kaybına uğramadan yürütebilmesi gerekse kaba söz niteliğindeki ifadeler yüzünden haksız yere cezai ve mali yükümlülük altına girilmemesi açısından sürecin bir avukat aracılığıyla takip edilmesi büyük önem taşır.