Av. Barış Selçuk Şahin

Bu Yazı İçerisinde Yer Alan Başlıklar
Bir kişinin vefat etmesi ile birlikte vefat eden kişinin mal varlığının mirasçılara intikal etmesi kadar borçların da mirasçılar tarafından ödenmesi söz konusu olabilir.
Bu kapsamda vefat eden kişinin borçlarından dolayı mirasçılarının sorumlu olup olmadığına değinmekte fayda bulunmaktadır.
Yasal Düzenleme
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 599. maddesi gereğince mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanırlar.
Maddenin ikinci fıkrasında ise kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, miras bırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar denilmek suretiyle mirasçıların borçtan sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Vefat eden kişinin borçlarından sorumlu olmak istemeyen mirasçının ise mirası reddetmesi gerekmektedir. Mirasın reddi ise Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin ilk fıkrasında mirasın gerçek reddi, ikinci fıkrasında ise mirasın hükmen reddi düzenlemesine yer verilmiştir.
Mirasın Gerçek Reddi
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin 1. fıkrası gereğince yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri ifade edilmiştir.
Mirasın Gerçek Reddi Ne Zaman Yapılmalıdır?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinin 1. fıkrası gereğince de mirasın üç ay içinde reddolunabileceği ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere vefat eden kişinin borçlarından sorumlu olmak istemeyen mirasçının, mirası 3 ay içerisinde reddetmesi gerekmektedir.
Mirasın Gerçek Reddi Süresi Ne Zaman Başlar?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinin 2. fıkrası gereğince mirasın gerçek reddi için aranan 3 aylık süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.
Yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalardan da anlaşıldığı üzere vefat eden kişinin borcundan sorumlu olmak istemeyen mirasçının, vefat tarihinden itibaren 3 ay içerisinde mirası reddetmesi gerekmektedir. Aksi takdirde miras bırakanın vefat ettiğini daha sonra öğrendiklerini ispat yükü mirasçıda olacak veya mirasçı, vefat eden kişinin borçlarından sorumlu olabilecektir.

Mirasın Hükmen Reddi
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin 2. fıkrası gereğince ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise mirasçılar tarafından miras reddedilmiş sayılır.
Yukarıda “Mirasın Gerçek Reddi” bölümünde yapmış olduğumuz açıklamalarda da ifade edilen 3 aylık mirası ret süresini kaçıran mirasçıya, Türk Medeni Kanunu mirası reddetmek için farklı bir imkan tanımıştır. Ancak bu imkanı kullanmak isteyen mirasçının aşağıda detaylıca izah etmiş olduğumuz üzere dikkat etmesi gereken önemli hususlar bulunmaktadır.
Mirasın Hükmen Reddi Davası Nedir?
Mirasın hükmen reddi davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinin 1. fıkrasında yazılı 3 aylık mirası ret süresini kaçıran mirasçıların, vefat eden kişinin borçlarından kurtulabilmek amacıyla açması gereken bir davadır.
Mirasın Hükmen Reddi Davası Ne Zaman Açılır?
Mirasın hükmen reddi davası açmak için herhangi bir süre sınırı yoktur. Bu sebeple mirasçı, alacaklılara karşı bir süreye bağlı kalmaksızın terekenin borca batık olduğunun tespitini açacağı bir dava ile mahkemeden talep edebilir.
Mirasın Hükmen Reddi Davasında Yapılacak Araştırma
Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin 2. fıkrasına göre ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır.
Burada belirtilen ödemeden aciz ibaresi vefat eden kişinin borçlarının alacaklarından fazla olması demektir.
Bu durumda mirasın hükmen reddi davası açılması durumunda araştırılacak hususların vefat eden kişinin ölüm tarihi itibari ile borçlarının ve alacaklarının tespit edilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, miras bırakanın ölüm tarihindeki mal varlığının ve terekesinin, ikamet ettiği ve nüfusa kayıtlı olduğu yerlerden kapsamlı ve objektif olarak araştırılması, tapu müdürlüklerinden, vergi dairelerinden ve bankalardan sorulması, SGK Başkanlığından maaşının bulunup bulunmadığının sorulması ve zabıta araştırması dâhil her türlü araştırma ile durumun teyit edilmesi gerekir.
Yine terekenin murisin ölüm tarihinde borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı göz önünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi, mirasçının mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir.
Konu ile ilgili daha fazla bilgi almak için İletişim sayfamız üzerinden bizlere ulaşabilirsiniz.