Süresiz Nafaka Kalktı Mı? 2026

Türkiye’de “süresiz nafaka” (hukuki adıyla yoksulluk nafakası), yıllardır hukuki, siyasi ve toplumsal çevrelerde en çok tartışılan, adeta kutuplaşmalara yol açan konulardan biriydi. Üstelik bu konu, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) aldığı tarihi bir kararla yepyeni bir boyuta taşındı. Süresiz nafakanın ne olduğunu, neden bu kadar büyük tartışmalara yol açtığını ve tarafların argümanlarını tüm yönleriyle inceleyelim.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun (TMK) 175. maddesi, hukukumuzda “Yoksulluk Nafakası” olarak adlandırılan kurumu düzenler. Bu maddenin temel amacı, evlilik birliği bittikten sonra eşlerden birinin ekonomik olarak ciddi bir sıkıntıya ve geçim darlığına düşmesini engellemek, yani boşanmanın mali yıkımlarını hafifletmektir.

Maddenin içeriğini, uygulamadaki karşılığını ve kritik detaylarını şu şekilde özetleyebiliriz:

“Süresiz” Olması Ne Anlama Gelir?

Kanundaki “süresiz olarak” ibaresi, nafakanın ömür boyu garantili olduğu anlamına gelmez. Buradaki “süresiz” kelimesi, başlangıçta hakimin nafaka için bir bitiş tarihi koyamayacağını (örneğin “3 yıl ödensin sonra bitsin” diyemeyeceğini) ifade eder. Ancak nafaka bağlandıktan sonra, kanunda belirtilen durumlar ortaya çıkarsa nafaka kendiliğinden ya da mahkeme kararıyla son bulur.

Tarihi Dönüm Noktası: Anayasa Mahkemesi “Süresiz” İbaresini İptal Etti

Anayasa Mahkemesi’nin 10.07.2025 tarihinde yapmış olduğu Genel Kurul toplantısında Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin 2025/156 Esas numaralı ve “22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…süresiz olarak…” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebi.” konulu norm denetimi başvurusunun esasının incelenmesine karar vermişti.

Anayasa Mahkemesi 04.06.2026 tarihli toplantıda Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin 2025/156 Esas numaralı itiraz başvurusunu karara bağlayarak 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…süresiz olarak…” ibaresinin iptaline karar verdi.

Süresiz Nafakanın Kaldırılmasını veya Sınırlandırılmasını Savunanların Argümanları

Bu görüşü savunanlar (genellikle nafaka borçluları, bazı hukukçular ve mağduriyet yaşadığını belirten dernekler) mevcut sistemin suistimale açık olduğunu ve adalet duygusunu zedelediğini belirtiyor:

“Ömür Boyu Pranga” Eleştirisi: Çok kısa süren evliliklerde (örneğin birkaç ay veya 1-2 yıl) bile kusuru daha ağır olmayan tarafa ömür boyu nafaka yükümlülüğü getirilmesi vicdanları yaralıyor. “3 ay evli kalıp 30 yıl nafaka ödemek” eleştirilerin odak noktasını oluşturuyor.

Yeni Aile Kurmanın Önündeki Engel: Nafaka ödeyen taraf (genellikle erkekler), bu ekonomik yük nedeniyle hayatına devam etmekte, yeniden evlenmekte veya yeni evliliğinden olan çocuklarının masraflarını karşılamakta ciddi zorluklar yaşıyor.

Kayıt Dışı Çalışmaya Teşvik: Nafaka alan bazı kişilerin, “nafakam kesilmesin” düşüncesiyle sigortalı bir işe girmekten kaçındığı, kayıt dışı (merdiven altı) çalışmayı tercih ettiği ya da birliktelik yaşadığı kişiyle resmi nikah yapmayıp fiilen beraber yaşadığı iddia ediliyor.

Tazyik Hapsi Cezası: Nafakasını ekonomik imkansızlıklar veya işsizlik nedeniyle ödeyemeyen borçluların hapis cezasıyla (disiplin hapsi) karşı karşıya kalması, sorunu çözmek yerine kişilerin iş bulmasını ve borcu ödemesini daha da imkansız hale getiriyor.

Süresiz Nafakanın Aynen Kalmasını Savunanların Argümanları

Bu görüşü savunanlar (özellikle kadın hakları örgütleri, baroların kadın hakları merkezleri ve sosyologlar) nafakanın bir lütuf değil, toplumsal bir zorunluluk ve telafi mekanizması olduğunu vurguluyor:

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği ve Kadın Yoksulluğu: Türkiye’de kadınların istihdama katılım oranı erkeklere kıyasla hala düşüktür. Birçok kadın evlenirken kariyerinden vazgeçiyor, ev emeği ve çocuk bakımını üstleniyor. Boşanma sonrasında bu kadınların doğrudan güvencesiz ve yoksul kalma riski çok yüksek.

Zaten “Mutlak Süresiz” Değil: Savunucular, kanunun halihazırda nafakanın kesilmesi için net şartlar sunduğunu (evlenme, fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması) hatırlatıyor. Yani nafaka alan kişi iyi bir işe girerse borçlunun zaten “Nafakanın Kaldırılması Davası” açma hakkı yasal olarak hep vardı.

Eğitim ve Yaş Bariyeri: Belirli bir yaşın üzerindeki, hiçbir iş tecrübesi olmayan veya eğitim hakkından mahrum kalmış boşanmış bir kadına “git çalış, kendi ayaklarının üzerinde dur” demek, onu tamamen çaresizliğe ve mutlak yoksulluğa itmek anlamına gelebiliyor.

Süresiz Nafaka Kalktı Mı? 2026

Süresiz Nafakaya İlişkin Yeni Düzenleme

Adalet Bakanlığı’nın yürüttüğü 12. Yargı Paketi çalışmaları ve AYM’nin iptal kararı doğrultusunda, Türkiye’yi yeni bir nafaka modeli bekliyor. Üzerinde çalışılan ve hayata geçmesi muhtemel alternatifler şunlar:

Evlilik Süresine Göre Kademeli Nafaka: Nafaka süresinin evliliğin ömrüyle orantılı olması (Örn: 2 yıl evli kalana en fazla 2 ya da 5 yıl nafaka; 20 yıl evli kalana daha uzun ya da istisnai olarak süresiz hak tanınması).

Alt ve Üst Sınır Formülü: Kulislere yansıyan bilgilere göre nafaka süresine asgari bir alt sınır (örneğin 5 yıl) getirilmesi ve uzun evliliklerde evlilik süresinin yarısı kadar nafaka ödenmesi gibi hibrit formüller üzerinde duruluyor.

Devlet Destekli Fon Sistemi: Süreli nafaka uygulamasına geçildiğinde, nafaka süresi bitmesine rağmen hala yoksulluktan kurtulamamış, yaşlı veya hasta olan (çalışamayacak durumdaki) vatandaşlar için devletin devreye girerek bir sosyal yardım fonundan destek sağlaması planlanıyor.

Konu ile ilgili daha fazla bilgi almak için İletişim sayfamız üzerinden bizlere ulaşabilirsiniz.